TWENTY-SOMETHINGS

Üniversite hayatının olmazsa olmazları

Üniversite yılları, büyük olasılıkla hayatımızın hep özlemle hatırlayacağımız ve geri dönmek isteyeceğimiz bir dönemi. Benim için ise hayatımın en güzel dönemi ve sanırım hep öyle kalacak.

Karakterimizi oluşturduğumuz yirmili yaşlarımız üniversite sıralarında başlıyor ve aslında kişiliğimizim omurgasını o sıralardayken yaratıyoruz. Bu nedenle hayatımızdeki yeri düşündüğümüzden de büyük aslında.

İş hayatında birkaç sene geçirdikten sonra üniversitemi, kampüsümü, arkadaşlarımı ve hatta derslerimi bile gittikçe daha çok özlediğimi fark ediyorum. Çalışıyor olmak başta heyecan dolu ama hiçbir şey o güzel günlerin yerini tutmuyor. Hala her fırsatta soluğu okulumda, okulumun güzel çimlerinde alıyorum, homecomingleri kaçırırsam ağlayacak hale geliyorum.

O günlerimi bunca özel kılan neydi üzerine düşündüğümde bu yazıyı yazma zamanımın geldiğini hissettim. İşte üniversite hayatımızın olmazsa olmazları, hayat boyu saklanacak anıların sebebi 10 madde:

  • Öğrenci kulüpleri! Kendi üniversite hayatımı düşündüğümde aklıma gelen ilk şey kulüplere katılmasam ne çok şey kaybedeceğim oluyor. Takım çalışmasını, arkadaşlıkları, bir şeyler başarmayı ilk orada öğreniyorsunuz. İster konser ya da festival düzenleyin, ister kariyer dergilerine makaleler yazın, ister yelken yapın. Bir şekilde bu deneyimi tadın, pişman olmayacaksınız.
  • Yurtta kalın. Hiç istemiyorsanız da bir dönem bu deneyimi yaşayın. Hayatınızda belki bir daha böyle bir deneyim yaşama fırsatınız olmayacak. Zorluğu oluyor tabii ki ama tadı da arkadaşlığı da başka oluyor o yurt odalarının. Kesin bilgi.
  • Yurtta kalın tabii ama eve çıkmadan mezun olmayın. Hem bir evin sorumluluğunu almayı, hem de o evde canınız ne istiyorsa onu yapmayı tecrübe etmiş olursunuz. Ev partileri de üzmez yani 🙂
  • Road trip! Üniversite arkadaşlarınızla yaz tatilinde ya da sömestrda araba kiralayıp keşfe çıkın. Hatta kamp yapın, çadırda kalın, ateş başı hafif çakırkeyfken de beni hatırlayın. 🙂 Çalışmaya başlayınca zaman bulmak gittikçe zor oluyor malesef üniversite döneminin her anının tadını çıkarın ve seyahate yatırım yapın. Kendinize verebileceğiniz en büyük hediye bu olacak.
  • Festivallere katılın! Müzik zevkiniz ne ise ya Türkiye’de ya da nereye gidebiliyorsanız orada bir müzik festivaline katılmadan üniversite mezunu olmayın. Kendinizi müziğe bırakın ve gençliğinizin tadını çıkarın.
  • Yurtdısı demişken, fırsatınız olursa bütçenizi ayarlayın ve mutlaka bir interrail yapın. Avrupayı yaşanması gerektiği gibi yaşayın, hostellerinde kalarak, parklarında piknikyaparak ve tüm şehri yürüyerek. İnanın üniversite döneminde paranızı harcadığınıza en çok değecek şey farklı kültürleri keşfetmek.
  • Hatta Interrail ile yetinmeyip mutlaka exchange ya da erasmus yapın. Bir dönem cevrenizden kopun ve yepyeni bir yerde hayatta kalın, ömürlük arkadaşlar edinin ve vizyonunuzu genişletin. Tamamen tek başınıza olmanın baş döndürücü etkisini yaşayın, zor da olsa en güzel günleriniz olacak. 38 katlı plazaların havasız odalarından bildiriyorum, erasmus yaptığı için pişman olan kimse yok ve şu masalardaki kime en güzel dönemini sorsam o günleri anlatacak.
  • Tabii üniversite hayatının diğer yüzü yaşanmadan üniversite bitmiyor o kütüphanede sabahlanacak, uykusuzluktan ağlanacak sonra da kahve ile aşk yaşanacak.
  • Ne yapın ne edin yüksek ortalama yapın, ben nasılsa master yapmam diyordum okurken ama zamanla fikrim tamamen değişti. Belki de kullanmazsınız ama b planınız olmasının hiçbir zararı yok.
  • Bir diğer b planı ise staj yapmak. Belki akademik kariyer düşlüyorsunuz ya da kendi işinizi kurmayı planlıyorsunuz. Önemi yok. Yine de staj yapın, her türlü tecrübe edinmiş olursunuz.

Hepinize, dönüp düşündüğünüzde gülümseten anılar ile dolu üniversite dönemleri diliyorum! 38 katlı plazadan selamlar 🙂